17 Mart 2009 Salı

BİZİM ELİMİZDE


İsyana kalkıştığınız,isyan bayraklarını elinizden düşürmediğiniz zamanlar oldu mu?Dünyanın sonunun geldiğine inandığınız hoş bu küresel ısınmadan dolayı neler olacak bilemiyoruz ama buna inandığınız belki de sadece kendinizi düşündüğünüz zamanlar...Sabrınızın tükendiği çığlık çığlığa bağırmak istediğiniz ama sesinizin çıkmadığı zamanlar...Çaresizliğin en üst seviyede olduğu...Kendilerine düşen görevi anlayan gözyaşlarının süzülme turlarının başladığı ve yerini hıçkırıklara bıraktığı...Ne bileyim ansızın sinirlenmeler,ansızın terkedilmiş sanki yok olmuş gibi davranmalar...Dünya coğrafyası üzerinde bir noktaya ait gibi hissetmemek...Çok kötü değil mi bu zamanlar bu haykırışlar...Bir labirent ortasında kalmış,yolunu,yönünü bulamamış ve artık umudun yok olmuş olması...Kısacası inandıklarımız.Ama korkmayın bunları düşündğümüzde bile içimizde bir umut var ...Çünkü düşünebiliyoruz.Aslında hayatı bıraktığımızda o bizi ağlarında kıvrandırıyor o kadar...o bizi bırakmıyor anlayacağımız...Çünkü o oyun kurucusu neyin nerde başlayıp nerde biteceğini biliyor.Birde artık o alışmış ilk biz değiliz ki onun ağlarında savaş veren...!o kadar emin ki.Biliyor bu durumların bir kaç gün süreceğini..Nedense biz bilemiyoruz o dipsiz boşluktan çıkacağımızı..O kara kuyu uzadıkça uzuyor bizim için..Her zaman benzetirim yine bu benzetmeyi yapmakta haklı buluyorum kendimi hayat dipsiz bir kuyu sonu karanlık başı aydınlık..Ne tarafa çıkacağımız bizim elimizde.Yine savaş bizimle.Galip gelmek yada mahlubiyet bizim elimizde..Maalesef herşey bizim elimizde...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder